Kolaj “Here We Come”

kolajKim sahipleniyor hüznü?
Herkes sahiplendikçe daha az kişiye düşüyor hüzün.
Herkese yakışmayan bir yüzü var hüznün…
Kendini beğenenlere, kendine sonsuz noktasında güvenenlere, sahipsizlik hissiyle yaşamayı bilmeyenlere, neşelilere, somurtkanlara, doyuma erken erişenlere, sevgisini açığa vuranlara, kahramanlara, tanınan ve tanındıkça keyif alan yüzlere ait değildir hüzün.
Bir an değildir, çoğu zaman yaşamı tamamen hüzün olan insanlara aittir dünyanın buğulu bakışları…
…daha neler yaşayacaktın? Yaşamın sana sunduğu şaşkın bakışları nasıl kullanacaktın? Nerede buldun ölümü? Ölümün gölgesi üzerine düştüğünde nasıl buldun son anlamsızlığı-son hayalleri? Son bir defa daha hayal kurdun mu? Yanıbaşındaki ölümü titretecek bir kahkaha attın mı?

Mezar taşı yazısı: Benim için de siz öldünüz.
Yaşam: Bütün görüntülerden yapılma bir kolaj.

Bir daha görülmemek üzere kaybolduklarında onlara ruhun bile yaşatamayacağı bir ses verildi ve onları duyacak kimsenin olmaması bu sesin büyüsünü daha da ölümsüz kıldı. Bir bulutun yer değiştirmesinden alınan gökyüzü bütün gece İlhan Berk’in mezarı üstünde ağladı durdu.

Albayım Hüsamettin: Kendini yaratmak zorundasın Hikmet. Bir ben olmak zorundasın. Birbenolhikmet.

Hikmet:
Herkese yetecek kadar birikmiş bir kalabalık var içimde. Bir tek kendime yer yok. Kendi dünyamda kendime yer bulamıyorum albayım. Kalabalığın gölgesini taşıyamıyorum. Kendimi kanatıyorum. Herkesi bu kanayan bende kana buluyorum, kana boğuyorum.

“Here we come” diyorum işte sana. Sessizliğimle, can sıkıntılarımla, dalıp gitmelerimle, yazdıklarımla, yazmadıklarımla, gecelerimle, beslenme çantamdakilerle, yorgunluğumla, kalbimde biriktirdiğim kirli kanımla… kendimle.

Kim bilir ne kadar kötü bir şeydir birilerine “here we come” diyememek.

Clark Nova